Başvurunuzu yaparsınız. Mülakata çağrılırsınız. Sonra sonuçlarınızı beklersiniz. Cevap gelmeyince cevap ne zaman gelecek diye düşünmeye başlarsınız. En sonunda sormak için bir e-posta veya mesaj yazarsınız. Çünkü o gelmeyince sizin peşine düşmeniz gerekir. Sonra, kendi ret cevabını almak için iki üç e-posta daha atmak zorunda kalırsınız. Yani bir sonraki görüşmede biz size döneriz dendiğinde demeniz gereken şey artık: Hayır, biz size döneriz.
Bir zamanlar çokça duyduğumuz iş görüşmesi kapanış cümlesi “biz size döneriz”di. Son zamanlarda girdiğim iş görüşmelerinde buna benzer sözler söylense de kalıbın ve pratiğin değiştiği kesin.
"Biz size döneriz" gerçekte ne söylüyor?
Bu cümle sandığımızdan fazlasını taşıyor. Teknik bir bilgilendirmeden daha fazlasını. İş veren kurumun iletişimde bir sorumluluk üstlendiğinin kabulü.
Süreç başlarken iki taraf da iletişimde karşılıklı bir şekilde ilerliyor. İşsiz iş başvurusu için e-posta gönderiyor veya bir platformdan bilgilerini iletiyor. İş veren başvuruyu aldığını belirtiyor. İncelemeden sonra e-posta atıyor. Sürece devam edip etmeyeceğini belirtiyor. Veya olumlu bir şekilde dönüyor. Bu sefer işsiz iş veren kurumla ortak bir saatte görüşmek için sözleşiyorlar. Süreç teoride şekilde ilerliyor.
Filozof Niels de Haan bu ilişkiyi "iletişimsel karşılılık" ilkesi ile tanımlıyor. İletişimsel karşılılık sonucunda işe alım sürecine giren işveren ve aday, sürecin sonucunu etkileyen kararları birbirlerine açık ve zamanında bildirme yükümlülüğü altına giriyor. Dolayısıyla sürecin sonucu hakkında makul bir süre içinde bilgi verme yükümlülüğü doğuyor.
Peki gerçekte öyle mi işliyor?
Tam olarak değil.
İhire’ın işe başvuran adaylara yönelttiği hangi aşamada işveren sizinle iletişimi kesti (ghostlama) sorusuna verilen yanıtlar aşamalar arasında farklı süreçlerde farklı iletişim kesintileri olduğunu ortaya koyuyor. Örneğin, ilk aşama olarak tanımlayabileceğimiz başvuru gönderildikten sonraki süreçte başvuruların yüzde 28’inde işveren iş arayan kişilerle iletişimi kestiğini belirtiyor.

En son aşama olan teklifin yapıldığı dönemin yüzde dördünde iletişim kesiliyor. Bu işe kabul edilip teklif yapıldıktan sonra bile iletişimin kesildiği durumlar oluyor demek. Türkiye’de bu konuda bir veri yok. Ancak bu konuda verilerin üretilmesi ve bu alanda oluşturulacak politikalara aracılık edilmesi şart.
Peki neden böyle?
İş veren ile işsiz arasındaki denge bozulmuş durumda.
İşe alım süreci kâğıt üzerinde iki tarafın karşılıklı katıldığı bir süreç gibi görünüyor. Fakat iki tarafın bu sürece yaptığı yatırım çoğu zaman eşit değil. İş arayan; pozisyona özel CV ve niyet mektubu hazırlıyor, ücretsiz test veya örnek çalışma yapıyor, portfolyosunu düzenliyor, birkaç görüşmeye katılıyor, yol masrafı ödüyor ve başka işlere ayırabileceği zamanı ilgili başvuruya harcıyor. Eğer işsiz başvuru yaptığında olumsuz bir şekilde dönülmüyorsa, görüşmelerden sonra iletişim kesiliyorsa. Görüşmeler sonrasında neden o değilde başka kişi seçildiği söylenmiyorsa işsizin süreçten elde ettiği tek şey bir süreliğine işe alınma ihtimali oluyor.
İş başvuru süreçlerinde; işsizin emeğini, zamanını ve bilgisini vermesi, işvereninse bütün bu bilgi ve emekten yararlanarak kendisi için daha iyi bir seçim yapması gibi dengesiz bir ilişki kuruluyor.
İş arama süreçlerinde işsizin elini zayıflatan dengeyi bozan başka nedenler de var. Örneğin makro ekonomik nedenler. Ekonomi kötüye gittikçe, iş arayan sayısı arttıkça, işverenin elinde bir koz oluşuyor: bir adaya dönmese de arkadan gelen olacaktır. İşsiz içinse durum farklı; ihtiyacı olduğu için ilişkiyi bırakıp gidemiyor.
Özenli başvuru hazırlamak, hızlı cevap vermek, sabırla beklemek, reddedilince bile "profesyonel" görünmek. Bunların hepsi adayın işi. Cevap vermek, açıklama yapmak, emeği görmek ise işveren için artık isteğe bağlı bir lüks. Dolayısıyla, karşılıklılık kağıt üzerinde duruyor ama fiilen sorumluluk tek tarafa yıkılıyor.
Peki gerçekte ne isteniyor?
Sonuca gelirken şunu netleştirmek gerekiyor: işsiz kişi her başvurunun kabul edilmesini istemiyor. Her emeğin bir iş teklifiyle ödüllenmesini de talep etmiyor.
İstediği çok daha basit: zaman ayırdığı, emek verdiği bir sürecin sonunda, sonuç ne olursa olsun, iletişim kurabilmek. Geribildirim alabilmek. Sorunun nerede olduğunu daha net tespit edebilmek.
İletişim kesilmesinin asıl sorunu da tam burada. Karşılıklılığı ortadan kaldırmıyor, sadece onu tek tarafa yıkıyor.
Peki, bu dengesizlikte işsizin elini güçlendirecek ne var?
