Tam zamanlı işimden çıkarıldığımda başka olasılıklara yöneldiğimde, aklımda şu düşünce vardı: iş orta vadede bulunur. Kısa vadede bir şey çıkar. Türkiye'de işsizlik hep gündemde; iner, çıkar ama hiç gitmez.
Ekonominin kötüye gittiğini görüyor, biliyordum. Ama medya ve sivil toplum örgütlerinde çalışmış biri için tablonun bu kadar ağır olacağını görememiştim. Küçülmeye başlayan hibeler, medya alanının kendi siyasi ve finansal daralması her iki sektörü de derinden etkilemişti. Bunun farkındaydım; yine de bunun beni bireysel olarak nasıl vuracağını tam olarak kavrayamamıştım. Gerçeği bilmek ayrı, o gerçeğin içinde yaşamak ayrı şey.
Sabahların ilk işi: E-posta kontrolü
İş arama sürecinde her yolu denedim. Çok sayıda başvuru yaptım, arkadaşlarıma iş aradığımın haberini verdim, çeşitli kariyer platformlarından kolay başvuru butonlarına bastım. En bilinen yollarla başladım yani. Ama bir süre sonra iş piyasasında adeta bir hayalet olduğumu fark ettim. Başvurularımın büyük çoğunluğuna zaten yanıt alamıyor, iş görüşmesi yaptığım yerlerde bile red mailini alabilmek için benim çaba gösterip üst üste sormam gerekiyordu.
Sabahları kalktığımda ilk işim başvurduğum yerlerden bir haber var mı diye e-postalarıma bakmak oluyordu. Çoğu zaman herhangi bir cevap olmuyordu. Sadece sonuç “evet” olunca sizi haberdar edeceklerini söyleyen acımasız bir süreç yönetimi var.
İş başvuruları yapıp sonuç beklediğim süreçte işverenlerin nasıl hareket ettiğini anlamam uzun zamanımı almadı. Artık, telefonun ana ekranından görünen kısa e-posta girişinden olumsuz mu olumlu mu anlar hale gelmiştim. İşsizler ve işverenler arasında yüksek ve görünmez duvarlar inşa edilmişti. Bir başvuruda ilk aşamayı geçip ikinci adıma ulaşmak da yeterli değil. Her basamakta benzer bir duvarla karşılaşıyorsunuz. Sürecin nereye gittiğini görmek çok zor. Çünkü her bir duvardan sıçradğın zaman bir sonraki duvarla karşılaşıyorsun. Ve hiçbir aşamada size yanıt verileceğinin garantisi yok.
Bizzat yaşadım bunu: üç farklı görüşme ve bir görev değerlendirmesinin ardından ret yanıtı için iki e-posta ve iki WhatsApp mesajı göndererek zorla kendi ret cevabımı aldım.
İşsizliğimin bir süre böyle geçtiğini söyleyebilirim: onlarca başvuruya hiç cevap alamadım, birkaçında da ret cevabını almak için ısrarla e-posta ve mesaj atmak zorunda kaldım. Defalarca kendimi anlattım. Defalarca profesyonelliğimi bozmamak için direndim. Defalarca aileme işsizliğimi açıklamaya çalıştım. Kaç kere "ne yapıyorsun" sorusuna karşılık işsizliğimi anlatmak zorunda kaldım, artık hatırlamıyorum.
Biliyorum bu sadece benim hikayem değil. Ve bu hikâyenin mutlu bir sonu da yok. Yazarı da bir değil, binlerce. Dolayısıyla, çevrenizde bir işsize sorsanız, hikayenin geri kalanı benzer şekilde tamamlanır.
Bu yaşadıklarım sonrasında şu soruyu sormaya başladım: işsizler kendi gündemlerini nereden öğrenirler?
Cevabı yoktu. Herkes kendi duvarıyla, kendi sessizliğiyle baş başaydı. Ben de öyleydim.
Kendi hikâyemden ve kafamdan dönen tek bir sorudan doğdu İşsizler.org

