İşsizlik sürecinde en fazla vakit alan uğraşlardan biri, uygun işleri aramak, bulmak ve başvurmak.
Kariyer.net, LinkedIn, yenibiris.com, Jooble gibi platformlara giriyor, profilimizi oluşturuyor, onlarca sekme açıp ilanları inceliyor, bilgi ve belgelerimizi tek tek gönderiyoruz. Bir yerden sonra çoğu bilgiyi okumadan bile iş başvurusu yapabiliyoruz. Bazen önümüze öyle bir iş ilanı geliyor ki, kaçırılmaması gerektiğini hissediyoruz.
Bu işsizlerin fark edemedikleri bir olta olabiliyor. Cazip görünen bir ilan, umut dolu kişileri dolandırıcı ve sahte ilanların hedefi haline getiriyor. Sadece dikkatsizlik değil, çoğu zaman işsizlikten güvenli ve erişilebilir başka bir çıkış yolu bulunamaması da bunda rol oynuyor. Çünkü iş arama süreçleri giderek uzuyor ve belirsizlik insan hayatı için dayanılmaz düzeylere ulaşıyor. Aylarca cevap alamadan devam eden bir arayışın içindeyken, "hemen başla, hemen kazan" diyen bir ilan, gerçek bir fırsattan çok, bir çıkış yolu gibi görünüyor. Dolandırıcılar tam da bu umut ihtiyacını hedef alıyor.
Evde paketleme: cazip ama gerçek değil
"Evde paketleme" ilanları, son yıllarda özellikle sosyal medya ve iş ilanı sitelerinde sıkça karşılaşılan bir iş ilanı türü.
İlanlarda genellikle sabun, toka, çorap, mum, anahtarlık gibi küçük ürünlerin evde paketlenmesi karşılığında günlük ya da haftalık yüksek bir kazanç vaat ediliyor. Deneyim, diploma ya da özgeçmiş istenmiyor, tek şart evden çalışabilecek uygun bir zaman ayırmak gibi gösteriliyor.
İlanlarda yer alan ifadeler de cezbediciliği artırabiliyor:
-Günlük 300–500 TL kazanç
-Esnek çalışma saatleri
-Deneyim gerekmez
-Malzemeler adresinize gönderilir
-İŞKUR onaylı / sertifikalı
Bu haliyle iş, cazip bir ilan görünse de aslında gerçek değil, kişisel veri ve para toplamayı amaçlayan bir dolandırıcılık yöntemi.
Gerçekte ne oluyor?
Gelin sürecin nasıl işlediğine ve oltaya takılırken hangi aşamalardan geçildiğine bir bakalım.
İş arayanlar için senaryo neredeyse çoğu zaman benzer işliyor. İlana başvurduğunuzda karşı taraf size hızlı bir geri dönüş yapıyor ve süreç birkaç aşamada ilerliyor. İşsizlik uzadıkça bu hızlı geri dönüşün kendisi bile bir rahatlama gibi hissettiriyor, oysa gerçek işverenlerin çoğu zaman haftalarca sessiz kaldığını biliyoruz artık. Bu tezat, ilk uyarı işaretlerinin gözden kaçmasına zemin hazırlıyor.
Aylık 400 bin TL net maaş vaadi!
Şimdi ilanlara bakalım.
İlanlar piyasanın çok üzerinde ücretler vereceğini iddia ediyor. Bu, oltalama dolandırıcılıklarının klasik özelliklerinden biri olan "doğru olamayacak kadar iyi" ilkesinin somut bir örneği. Tam zamanlı, ofis ortamında yapılan pek çok işin bile bu seviyelerde ücret ödemediği bir piyasada bu rakamların vaat edilmesi gerçekçi değil.

Jooble’daki ilanda yönlendirilen internet sitesi.
İlanlar, normal bir işverenin başvuru aşamasında talep etmeyeceği bilgileri isteyebiliyor. Bazı ilanlar IBAN isterken, bir adım öteye giderek TC kimlik numarası talep edenler de var. Oysa bu bilgiler ancak işe alım kesinleştikten ve resmi bir sözleşme imzalandıktan sonra paylaşılması gereken veriler. Başvuru aşamasında bu kadar hassas bilgi istenmesi, tek başına ciddi bir uyarı işareti.

Süperpak ambalaj ve paketleme adı altındaki dolandırıcılık faaliyeti Şikayetvar’a da yansımış.
Bilgileriniz alındıktan sonra sizden "malzeme bedeli", "kargo ücreti", "üyelik bedeli" ya da "güvence depozitosu" adı altında 200 ile 2 bin TL arasında değişen bir ön ödeme talep ediliyor. Ödeme genellikle bir şahsın hesabına ya da dijital cüzdana yapılıyor. Ödemenin ardından ya hiçbir malzeme gönderilmiyor, ya da paketlenen ürünler "kalite standartlarına uymadığı" gerekçesiyle reddedilip ücret ödenmiyor.
Çoğu zaman iletişim tamamen kesiliyor, bazen de mağdur dava ile tehdit ediliyor.

Başka bir şikayet dilekçesi.
“İŞKUR” ifadelerine dikkat edin
Dolandırıcılar güven tesis etmek için ilanlarında çoğunlukla "İŞKUR sertifikalıdır", "İŞKUR tarafından sunulan bir uygulama olup..." gibi ifadeler kullanıyor. Oysa İŞKUR hiçbir şekilde özel şirketlere bu tür bir "onay" vermiyor. İŞKUR de yaptığı açıklamada evde iş, evde paketleme ya da evden ek iş adı altında herhangi bir çalışma modeli sunmadığının altını çizmişti.
Bir ilanın gerçek olup olmadığını teyit etmenin tek güvenilir yolu, kurumun resmi internet sitesi “iskur.gov.tr” adresinden ya da “Alo 170” hattından doğrulamak. Yani üçüncü parti sitelerdeki "İŞKUR onaylı" ibarelerine güvenmemek gerekiyor.
Nerede bu ilanlar?
Bu yazı için yaptığım kısa araştırmada bile birden fazla örnekle karşılaştım. Karşılaştığım ilanların büyük çoğunluğu iki kanaldan dağıtılıyor: Google reklamları ve Jooble gibi iş ilanı toplayıcı sitelerin sponsorlu içerikleri. Sponsorlu içeriklerin "güvenilir bir platformda yayımlanıyor" izlenimi vermesi, bu tuzağın etkisini artırıyor.
Karşılaştığım örnek aşağıdaki gibi:

Bu ilanların reklam politikalarına aykırı olduğunu düşünerek Google'a bu konuda bir bildirimde bulundum. Yazının hazırlandığı tarihe kadar herhangi bir yanıt alamadım.
Google'ın "Yanlış Beyan” reklam politikası, sahte iş fırsatı sunan reklamları açıkça yasaklıyor. Daha da güçlüsü, Google'ın Kasım 2025 tarihli "dolandırıcılık ve sahtekarlık" duyurusunda, dolandırıcıların peşin kayıt ya da işlem ücreti talep ettiği, sahte başvuru formları kullandığı ve bu yolla banka bilgileri ile kimlik belgelerini topladığı özellikle belirtiliyor.
Şirketin kendi politikası bu tür ilanları açıkça yasaklamasına rağmen bunların hâlâ yayında kalması, denetim mekanizmasındaki boşluğu daha çarpıcı gösteriyor. Google'ın Reklam Şeffaflık Merkezi'nde reklamlar yalnızca reklamveren adı üzerinden aranabildiği için, sürekli isim ve alan adı değiştiren bu ilanların izini sonradan sürmek pratikte mümkün olmuyor.
Jooble'ın kendi yardım merkezinde "Jooble'daki yaygın iş dolandırıcılıkları" başlıklı bir makale var. Platform, moderasyon ekibinin ilanları incelediğini ama yine de dikkatli olunması gerektiğini söylüyor. Bu, platformun sorunu bildiğini ama yeterince engelleyemediğini gösteren dolaylı bir itiraf niteliğinde.
Hem iş ilanı yayımlayan platformlar hem de reklam gösteren Google gibi şirketler, ilanın gerçek olup olmadığını doğrulama yükünü büyük ölçüde iş arayanın omzuna bırakıyor. İşsizlik derinleştikçe bu tür ilanlara duyulan ihtiyaç da artıyor ama karşılığında hesap verebilirlik değil, sessizlik geliyor. Düzen, zaten güvencesiz bir süreçten geçen kişilerden ilanı tek başına denetlemesini bekliyor.
Şüphesiz asla
İşsizlik, insanın hem ekonomik hem psikolojik olarak en zor dönemlerinden biri. Süreç uzadıkça "hemen başla, hemen kazan" diyen bir ilan, gerçek bir fırsattan çok bir çıkış yolu gibi görünmeye başlıyor. Dolandırıcılar da tam bu ihtiyacı hedef alıyor.
Şüpheci olmak gerekli ama yeterli değil. Bu ilanların çekiciliği yalnızca kişisel bir zaafın değil, güvenilir iş arama kanallarının yetersizliğinin ve uzayan işsizliğin de sonucu. İlanı doğrulama yükünü iş arayana bırakan bir düzende her başvurudan önce tek başına dedektiflik yapmak herkesten beklenemez. Yine de bir ilanla karşılaştığınızda kendinize üç soru sormanız iyi bir başlangıç olabilir.
Vaat edilen kazanç piyasa koşullarına göre gerçekçi mi? Başvuru aşamasında IBAN ya da TC kimlik numarası isteniyor mu? Herhangi bir ön ödeme talep ediliyor mu? Bu sorulardan birine bile "evet" diyorsanız o ilandan uzak durmak en güvenli seçenek.
İlanın gerçek olup olmadığından emin değilseniz iskur.gov.tr üzerinden ya da Alo 170 hattından doğrulama yapabilirsiniz. Mağdur olduysanız şikâyetinizi İŞKUR'a ve ilgili tüketici platformlarına iletebilir, kimlik bilgilerinizin ele geçirildiğinden şüpheleniyorsanız hukuki yollara da başvurabilirsiniz. KVKK da bu tür durumlarda ilgili kişilerin yargı yoluna başvurması gerektiğini belirtiyor.
Sorun tek tek ilanlarla bitmiyor. O yüzden bu yazının amacı yalnızca oltaya gelmemeyi anlatmak değil, oltaya gelmeyi kolaylaştıran koşulları da görünür kılmak. Uzun süreli işsizlik, güvenilir kanalların azlığı ve doğrulama yükünün bireye bırakılması değişmedikçe bu tuzaklar da yeni isimlerle geri dönmeye devam edecek.

