İşsizler kendi gündemlerini öğrenmek için nereye gidiyor?
Bu sorunun peşinden gittiğimde vardığım ilk durak İşsizler.org oldu. Bir yanıt. Ancak tamamlanmış bir yanıt değil. Düşünmeye başladığım ve ilerleyerek teker teker taşları topladığım daha kapsamlı yanıtlar üretmeye çalıştığım bir dönem oldu. Tabii bu cevabın içini doldurmak için işsizlerin gerçekte ne yaşadığına bakmak gerekiyordu. En yakınımdaki deneyimden başladım. Kendi işsizliğimden.
İŞKUR'a başvurduğumda işsizlik ödeneğim bağlandı, düzenli olarak almaya başladım. Ama danışmanımla konuştuğumda fark ettim ki, çalıştığım sektöre ya da hedeflediğim pozisyonlara dair önerebileceği somut hiçbir şey yoktu. Kurumun elindeki tek araç ödemeydi; sürecin kendisiyle, kişinin nereye yöneleceğiyle ilgilenen bir mekanizma yoktu. Kamu kurumlarının pratiklerini tek tek incelemek, İşsizler.org'un masasında bu yüzden bu kadar merkezi bir yer tutuyor.
Bu süreçte fark ettiğim bir başka şey de yalnızlaşmaydı. Etrafımdaki insanlar "ne var ne yok" dediğinde, aslında işsizliğimin sorulduğunu düşünüyor, konuşmaktan kaçınıyordum. İşsizlik, zamanla üzerine konuşulması giderek zorlaşan bir konuya dönüştü. Bu gözlem bir hedefe götürdü: işsizliğin yarattığı bu yalnızlaşmayı kırmak, deneyimi paylaşılabilir hale getirmek. İşsizler.org'un sahası da bu amaca hizmet ediyor.
Başvurdukça sessizliğe gömüldüm. Bazıları haftalarca yanıt vermedi, bazıları hiç vermedi. Bir noktadan sonra piyasada bir hayalete dönüşmüş gibiydim, görünmeyen, sesi duyulmayan biri. Bu deneyim, işe alım süreçlerinin ve bu süreçleri kolaylaştırdığını iddia eden platformların da incelenmesi gerektiğini gösterdi.
LinkedIn'de benzer hikâyeleri paylaşan onlarca insan gördükçe işsizlerin sesinin aslında hiç az değil, ama parçalı olduğunu fark ettim. Herkes kendi köşesinde, birbirinden habersiz bir şekilde kendi hikâyesini anlatıyor; bu sesler bir araya gelemeden akışın içinde kaybolup gidiyor. Bu da bizi bir başka hedefe taşıdı: bu dağınık sesleri bir araya getirmek, duyurulmalarını sağlamak.
Bir diğer nokta, kötü muamelenin, yanıtsız kalmanın, mülakatlarda yaşanan saygısızlığın hiçbir yerde sistematik olarak kayıt altına alınmadığıydı. Biri bir görüşmede nasıl kötü muameleye maruz kaldığını anlatıyor, bir başkası aylardır cevap gelmeyen başvurularından bahsediyor, ama bunların hiçbiri bir araya gelip bir örüntü oluşturmuyor. Hangi kurumun, hangi şirketin nasıl davrandığına dair elde tutarlı bir veri yok; herkes kendi hikâyesini anlatıyor ama bu hikâyeler bir sonraki iş arayana miras kalmıyor. Bu boşluk, İşsizler.org'un neden veri üretmeyi de bir öncelik haline getireceğinin de cevabı.
Sahadaki buluşmaların da zamanla bir araştırma zeminine dönüşmesini istiyoruz. İnsanları bir araya getirmek için kurduğumuz o alanda, anlatılanlar arasında ortak noktaların belirmesi, tekrar eden pratiklerin görünür hale gelmesi mümkün. İşsizlerin kendi araştırmalarında yer almalarını önemsiyoruz. Gündemi masada değil, sahadan gelen seslerle belirlemek İşsizler.org'un benimsediği çalışma biçimi.
İşte İşsizler.org, bir sorudan başlayıp, tek tek yaşanmış deneyimlerin üst üste eklenmesiyle bugünkü haline geldi. Sorular soruldu cevaplar verildi. Şimdi sıra harekete geçmekte.

