İşsizlik süreci, işsizin korunduğu bir süreç değil. Bir hak ihlali yaşandığında gidilecek yetkili bir kurum yok. Başvurunuz yanıtsız kalsa da, görüşmeye çağrılıp sonra hiç haber alamasanız da, başvurduğunuz pozisyonun aslında hiç var olmadığını sonradan öğrenseniz de elinizde somut bir yol yok.
Önceki yazımızda ("Hayır, biz size döneriz") bu dengesizliğin nasıl işlediğini anlatmıştık: iş arayan kişi pozisyona özel CV hazırlıyor, ücretsiz test çözüyor, birkaç görüşmeye giriyor, yol parası ödüyor; işveren ise bütün bu emekten yararlanıp kendisi için en iyi seçimi yapıyor. İki taraf da sürece "katılıyor" gibi görünse de yatırım eşit değil. Ve bu dengesizlik her geçen gün işsizler için daha çok hissediliyor.
Peki bu dengenin yeniden kurulması için ne yapılabilir? Dünyanın başka yerlerinde bu soruya somut yasal adımlarla cevap aranıyor.
Kanada ve ABD'den iki örnek
Kanada'nın Ontario eyaletinde, 1 Ocak 2026 itibarıyla Employment Standards Act'te (İstihdam Standartları Yasası) önemli değişiklikler yürürlüğe girdi. Bu değişiklikler, art arda çıkan üç ayrı yasayla (Working for Workers Dört, Beş ve Yedi Yasaları) şekillendi ve 25 veya daha fazla çalışanı olan işverenleri kapsıyor.
ABD tarafında ise New York eyaleti benzer bir yola girdi. 2 Haziran 2026'da eyalet senatosundan geçen S8877 numaralı yasa tasarısı, 100 veya daha fazla çalışanı olan işverenleri ve iş ilanı platformlarını kapsıyor; tasarı şu anda Vali Kathy Hochul'un onayını bekliyor.
Bu ikisi tek örnekler değil. Pennsylvania'da "Ghost Job Postings Prevention Act" adıyla bir tasarı, New Jersey'de S2136, California'da AB1251 ve Kentucky'de HB324 numaralı tasarılar da benzer düzenlemeleri gündeme getiriyor. Yani bu, izole bir deneme değil; birbirinden bağımsız eyaletlerin aynı soruna aynı anda eğildiği bir eğilim.
Ontario'daki yasa zaten yürürlükte, ilk uygulama sonuçlarını önümüzdeki aylarda görmeye başlayacağız. New York'taki tasarı ise henüz imza aşamasında.
Yasalarda ne isteniyor?
Bu düzenlemelerin ortak noktalarına bakıldığında, birbirini tamamlayan birkaç madde öne çıkıyor.
Maaş aralığının açıklanması gerekiyor. Ontario yasasına göre işverenler ilanda beklenen ücreti ya da bir ücret aralığını belirtmek zorunda; ancak bu aralık 50.000 dolardan fazla olamıyor. Yani "80.000-120.000 dolar" gibi bir aralık kabul edilirken, "60.000-120.000 dolar" gibi daha geniş bir aralık yasaya aykırı sayılıyor.
Var olan bir pozisyon için mi iş ilanı oluşturuluyor? Bu, belki de en can alıcı madde. Yasa, ilanın var olan bir pozisyonu doldurmak için mi? yoksa iş verenin bir pozisyon için yetenek havuzu görmek için mi açıldığını beyan etmesini istiyor. Eğer ortada doldurulacak bir pozisyon yoksa, yasaya göre bunun ilanda açıkça belirtilmesi gerekiyor. New York'un tasarısı pozisyonun ne zaman doldurulmasının beklendiğinin belirtilmesini de şart koşarak yasayı bir adım öteye taşıyor. bu ek maddeye göre, 90 günden kısa sürede doldurulacaksa, daha uzun sürecekse ya da hiç doldurulmayacaksa büyük harflerle ilanda yazılması gerekiyor.
Veri koruması. Pozisyon gerçekten yoksa, başvuranların bilgilerinin veri madenciliğine konu olma ya da satılma ihtimali de yükseliyor. Bu yüzden düzenlemeler, başvuru verilerinin ne kadar süre saklanabileceğine ve bu verilerin başka amaçlarla kullanılıp kullanılamayacağına da sınır koyuyor.
Yapay zekâ kullanımının beyanı. İşe alım sürecinin herhangi bir aşamasında (tarama, değerlendirme, seçim) yapay zekâ kullanılıyorsa, bunun ilanda açıkça belirtilmesi gerekiyor.
Bilgilendirme zorunluluğu. Belki de en somut hak: görüşmeye çağrılan adaylara (yalnızca başvuranlara değil, fiilen görüşülen kişilere) son görüşmelerinden itibaren 45 gün içinde bir karar bildirilmesi zorunlu. Yani "biz size döneriz" artık bir nezaket cümlesi değil, yasal bir yükümlülük.
Bu yükümlülüklerin hepsi 25 çalışan ve üzeri şirketler için geçerli (New York'ta bu eşik 100 çalışana çıkıyor) ve uyulmadığında para cezası uygulanıyor.
Aslında hangi sorun çözülmeye çalışılıyor: Hayalet iş ilanları
Bu maddelerin çoğu, tek bir soruna işaret ediyor: var olmayan iş ilanları, yani "ghost job"lar.
Forbes'ta yayımlanan bir yazıya göre uzmanlar, tüm iş ilanlarının üçte birinden fazlasının sahte olduğunu tahmin ediyor.
MyPerfectResume'un 753 ABD'li işe alım uzmanıyla yaptığı 2024 anketinde, işe alım uzmanlarının 10'da 8'i şirketlerinin dolu ya da hiç var olmayan pozisyonlar için ilan verdiğini kabul etti. Resume Builder'ın 649 şirketi kapsayan aynı yıla ait anketinde ise işe alım yöneticilerinin 10'da 4'ü hayalet iş ilanı verdiğini belirtiyor.
Daha da çarpıcı olan şu: işe alım yöneticilerinin çoğu bunu etik bir sorun olarak görmüyor. Aynı ankete katılan yöneticilerin 10'da 7'si, sahte iş ilanlarının kabul edilebilir bir uygulama olduğunu düşünüyor. Yani sorun sadece adayların zaman kaybetmesi değil; sistemin kendisi, var olmayan bir talep üzerinden işliyor.
Daha önce yazdığımız gibi ("Görüyorum, yaşıyorum ama anlatamıyorum"), işsizin elinde kurumsal bir güç olmadığında geriye kalan tek araç suçlamak; ama suçlamanın da bir bedeli var ve bu bedeli çoğu zaman zaten mağdur olan taraf, yani işsiz, ödüyor. Sesini yükselttiğinde bunun bir sonraki iş görüşmesine yansımasından çekiniyor, bu yüzden yaşadığı haksızlığı yalnızca yakın çevresiyle paylaşmakla yetiniyor. İşte tam bu noktada yasa, suçlamanın bıraktığı boşluğu dolduruyor: işsizi "sesini duyurup duyurmama" ikilemiyle baş başa bırakmak yerine, ona başvurabileceği somut bir şikâyet yolu ve yaptırım mekanizması tanıyor. Yani mesele yalnızca işverenleri şeffaflığa zorlamak değil, işsizin elini güçlendirip suçlama gibi bedeli ağır bir araca mahkûm olmaktan çıkarmak.
Tek yasa her şeyi çözmez, ama...
Elbette tek bir yasayla bu sorunun tamamen ortadan kalkması mümkün değil. Denetim mekanizmalarının ne kadar işleyeceği, cezaların caydırıcı olup olmayacağı, şirketlerin bu maddeleri nasıl yorumlayacağı gelecekte görülecek.
Ama başta bahsettiğimiz dengeyi işsizler lehine biraz olsun düzeltebilecek, en azından işverenin ayağını yerden kaldırabilecek bir şeye ihtiyaç var. Ontario ve New York örnekleri, bunun kâğıt üzerinde kalan bir talep olmaktan çıkıp somut bir yasal çerçeveye dönüşebileceğini gösteriyor.
Türkiye'de böyle bir düzenleme şu an için gündemde değil. Ama bu, dünyadaki bu deneyimleri izlememize, hangi maddelerin işe yaradığını hangilerinin yaramadığını görmemize engel değil. İşsizler.org olarak bu süreci takip etmeye devam edeceğiz.
